osman's profileOSMAN PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    August 30

    Konuşulan konu ----

     

    Alıntı

    ----

     

     

     

     Image Hosted by ImageShack.us

     

                       

    Click for Istanbul, Turkey Forecast               

     

     

     

     

     

    BU SİTEDE      DAKİKA KALDINIZ


    August 27

    SOL YANIM ACIYOR ANNE

     

    SOL YANIM ACIYOR ANNE

     

    MERHABA ANNE,
    YİNE BEN GELDİM.
    MERAK ETME OKULDAN ÇIKTIM DA GELDİM.
    ANNELER DE BABALAR GİBİ MERAK EDER Mİ BİLMİYORUM AMA
    ALİ, 'OKULA GİTMEZSEM ANNEM ÇOK KIZAR, MERAK EDER.'
    DEMİŞTİ DE ONUN İÇİN SÖYLÜYORUM.
    GEÇEN HAFTA ÖĞRETMEN, SAĞ ELİMDE SARIMSAK, SOL ELİMDE
    SOĞAN DEDİRTE DEDİRTE ÖĞRETTİ SAĞIMI SOLUMU.
    BEN BİLİYORUM ARTIK ANNE, SAĞIM NERESİ, SOLUM NERESİ
    AĞRIYAN YANIMIN NERESİ OLDUĞUNU.
    ŞİMDİ İYİ BİLİYORUM ANNE.
    HANİ GEÇEN GELDİĞİMDE:
    ŞURAM ACIYOR İŞTE, ŞURAM DEMİŞTİM DE
    BİR TÜRLÜ SÖYLEYEMEMİŞTİM YA ACIYAN YANIMI ANNE
    BAK ŞİMDİ SÖYLÜYORUM. ŞURAM İŞTE,
    SOL YANIM ÇOK ACIYOR ANNE.
    HEM DE HER GÜN ACIYOR ANNE HER GÜN.

    DÜN SABAH ANNESİ AYŞE'NİN SAÇLARINI ÖRMÜŞTÜ.
    ELİNDEN TUTUP OKULA GETİRDİ.
    YAKASI DA DANTELDİ.
    ZİL ÇALINCA ÖPTÜ, HADİ YAVRUM SINIFA DEDİ.
    BEN DE AĞLADIM,
    AĞLADIM HİÇ DE UTANMADIM.
    ÖĞRETMEN NE OLDU DEDİ?
    DÜŞTÜM, DİZİM ÇOK ACIYOR DEDİM.
    YALAN SÖYLEDİM ANNE.
    DİZİM ACIMIYORDU AMA SOL YANIM ÇOK ACIYORDU ANNE.

    BUGÜN BEN DE SAÇIM ÖRÜLSÜN İSTEDİM.
    BABAM ÖRDÜ AMA ONUNKİ GİBİ OLMADI.
    DANTEL YAKA İSTEDİM.
    BABAM; 'BEN BİLMEM Kİ KIZIM.' DEDİ.
    BARİ OKULA SEN GÖTÜR DEDİM.
    'KIZIM, İŞ...' DEDİ.
    BEN DE BANA NE DEDİM, AĞLADIM.
    'KIZIM, EKMEK' DEDİ BABAM.
    SUSTUM AMA OKULA GİDERKEN YİNE AĞLADIM ANNE.
    HA, Bİ DE SOL YANIM YİNE ÇOK ACIDI ANNE.

    HERKESİN ÇORAPLARI BEMBEYAZ,
    BENİMKİLER GRİ GİBİ.
    ZEYNEP, 'ANNEM, BEYAZLARA RENKLİ ÇAMAŞIR
    KATMADAN YIKIYORMUŞ' DEDİ.
    BABAM HEPSİNİ BİRLİKTE YIKIYOR.
    BABAM ÇAMAŞIR YIKAMASINI BİLMİYOR MU ANNE?
    UFFFF, BABAM, HER GÜN DOMATES
    PEYNİR KOYUYOR BESLENMEME.
    ÜZÜLMESİN DİYE SÖYLEMİYORUM AMA
    ARKADAŞLARIM HER GÜN KURABİYE,
    BÖREK, PASTA GETİRİYOR.
    BİLİYORUM BABAM PASTA YAPMASINI
    BİLMEZ ANNE.

    HAVA KARARIYOR, BEN GİDEYİM ANNE.
    BABAM BİLMİYOR KAÇIP KAÇIP SANA GELDİĞİMİ.
    DUYARSA KIZMAZ AMA ÇOK ÜZÜLÜR BİLİYORUM.
    KİM BOZUYOR TOPRAĞINI,
    ÇİÇEKLERİNİ KİM KOPARIYOR?
    İZİN VERME ANNE,
    NE OLUR TOPRAĞINA EL SÜRDÜRME!
    EVE GİDİNCE AKLIMA GELİYOR Bİ DE
    BUNUN İÇİN AĞLIYORUM ANNE.
    BAK, KAVANOZ YANIMDA,
    TOPRAĞINDAN BİR AVUÇ DAHA ALAYIM.
    BİLİYOR MUSUN ANNE?
    HER GELİŞİMDE ALDIĞIM TOPRAKLARINI
    ŞU KAVANOZDA BİRİKTİRDİM.
    ÜZERİNE DE RESMİNİ YAPIŞTIRIP
    BAŞUCUMA KOYDUM.

    HER SABAH ONU ÖPÜYOR KOKLUYORUM.
    KİMSEYE SÖYLEME AMA ANNE
    BAZEN DE KONUŞUYORUM ONUNLA.
    NE YAPAYIM SENİ ÇOK ÖZLÜYORUM
    ANNE.
    HA UNUTMADAN,
    ÖĞRETMEN YARIN ANNEYİ ANLATAN
    BİR YAZI YAZACAKSINIZ DEDİ.
    BEN BABAMA YAZDIRACAĞIM.
    ÖĞRETMEN ANLARSA ÇOK KIZAR AMA
    BANA NE KIZARSA KIZSIN.
    BEN SENİ HİÇ GÖRMEDİM Kİ NEYİ,
    NASIL ANLATACAĞIM ANNE.

    SENİN ADIN GEÇİNCE SOL YANIM
    ACIYOR ANNE.
    HİÇ BİR ŞEY YUTAMIYORUM.
    BAZEN DE DAYANAMAYIP AĞLIYORUM.
    KAĞIDA DA BÖYLE YAZAMAM YA ANNE.
    BEN GİDİYORUM ANNE,
    TOPRAĞINI ÖPEYİM, SEN DE RÜYAMA GEL BENİ ÖP.
    MUTLAKA GEL ANNE,
    SEN RÜYAMA GELMEYİNCE
    SOL YANIMIN ACISIYLA UYANIYORUM ANNE.
    SOL YANIM ACIYOR ANNE.
    İŞTE TAM ŞURASI,
    SOL YANIM ÇOK ACIYOR ANNE.
    SENİ ÇOK ÖZLEDİM ANNE, ÇOOOOK...

    UYAN BABAM

    UYAN BABAM
    HER SABAH ANNEMİN SESSİZ İÇ ÇEKİŞLERİYLE UYANMAYA BAŞLAMIŞTIM
    ANNEMİN GÜNDÜZLERİ YÜZÜ GÜLMÜYOR
    HER GECE AĞLIYORDU.
    SAÇLARIMI OKŞUYOR, GÖZLERİME BAKIYOR
    KADERSİZİM DİYORDU
    KADERSİZİM KIZIM
    BAHTI KARALIM BENİM.
    AMA NE KADAR SORSAM DA NİYE AĞLADIĞINI SÖYLEMİYORDU
    DAHA KÜÇÜKSÜN YAVRUM
    BÜYÜYÜNCE ANLAYACAKSIN.
    BABAMA KOŞUYORDUM,
    BABAM MUTFAKTA SİGARA İÇİYOR,
    HADİ SALONA GİT KIZIM DUMAN SENİ HASTA EDER DİYORDU.
    SEN NİYE İÇİYORSUN O ZAMAN BABA
    SİGARA SENİN SAĞLIĞINA DA ZARARLI DEYİMLİ YANİ
    YORGUN GÖZLERİYLE 
    ÖYLE YA DOĞRU SÖYLÜYORSUN KIZIM DEYİP GÜLÜMSÜYORDU.
    DUDAK KIVRIMLARINDA KAYBOLAN SANKİ YARALI BİR GÜLÜMSEMEYDİ
    ACI BİR GÜLÜMSEME
    OYSA BENİM BABAM BÖYLE GÜLÜMSEMEZDİ
    GÖZLERİME ACI ACI BAKIP
    HADİ SEN SALONA GEÇ DEMEZDİ.
    HEM NEDENSE SON ZAMANLARDA BABAM ÇOK ÖKSÜRÜYOR
    ANNEMDE ÇOK AĞLIYORDU.
    ANNEMİN SESSİZ İÇ ÇEKİŞLERİYLE UYANMAYA BAŞLAMIŞTIM
    NE ÇİZGİ FİLMLERİ SEVİYORDUM ARTIK NE BARBİ BEBEKLERİ
    BABAMIN YÜZÜ GÜLMÜYOR, ANNEM HEP AĞLIYORDU
    BEŞ BUÇUK YAŞINDAYDIM.
    ÜSTELİK GÜNLER HİÇ GEÇMİYORDU.
    HERKES DAHA KÜÇÜKSÜN DERKEN ALTI YAŞIM BİR TÜRLÜ GELMİYORDU.
    SABAHLARI ERKEN KALKIYORDUK
    ANNEM BENİ KOMŞUYA BIRAKIYOR
    BABAMLA YAN YANA YÜRÜYÜP KAYBOLUYORLARDI SOKAĞIN ÖBÜR BAŞINDA
    OYSA ANNEM ÇALIŞMIYORDU
    BABAMDA ERKENDEN NİYE NEREYE GİDER SÖYLEMİYORDU
    PENCERENİN ÖNÜNDE DÖNÜŞLERİNİ BEKLİYOR,
    GELDİKLERİNİ UZAKTAN TAA UZAKTAN GÖRÜNCE
    DÜNYALAR BENİM OLUYORDU.
    SONRA YAZ GELDİ
    DOĞUM GÜNÜME İKİ GÜN KALMIŞTI
    HERKES NE İSTERSİN DİYORDU
    BEN SUSUYORDUM
    İÇİMDEN HİÇBİR ŞEY İSTEMEK GELMİYORDU.
    SONRA SONRA NE OLDUYSA O GECE OLDU.
    O GECE ANNEMİN SESSİZ HIÇKIRIKLARI DEPREME DÖNÜŞTÜ SANKİ
    BEN ODAMDAN ÇIKARKEN İÇERDEN SESLER GELİYORDU
    HEM EV NE ÇOK KALABALIKTI
    HALAMLAR AĞLIYOR, BÜYÜK ANNEM AĞIT YAKIYORDU.
    DEDEM KURAN OKUYOR
    KOMŞULAR BENİ TUTUYORDU
    NEDENSE BİR AN GÖZLERİM BABAMI ARADI
    AMA EV EVİMİZ ÇOK KALABALIKTI
    SANKİ BABAM BU KALABALIKTA KAYIPTI 
    BEN BABA DEDİM BABA BABAM
    ANNEM YAVRUM DEDİ SARILDI BOYNUMA
    SANKİ YILLARDIR GÖRMEMİŞ GİBİ
    HAYKIRDI SONRA KIZIM İKİ GÖZÜM
    BABAMA NE OLDU DEDİM
    YİNE CEVAP VERMEK YERİNE KADERSİZİM BAHTI KARALIM BENİM
    ANNE BABAM DEDİM BABAM BABAM
    BENDE AĞLAMAYA BAŞLADIM
    BABAN ARTIK YOK DEDİ BABAN ARTIK YOK
    BABAN ÖLDÜ BABAN ÖLDÜ YAVRUM
    BABAN ARTIK HİÇ ÖKSÜRMİYECEK
    ANNE ÖLDÜ NE DEMEK 
    ÖLÜM NE DEMEK
    ÖLÜM NASIL BİŞEY
    BENDE DELİ GİBİ AĞLIYORDUM
    BİR KIYAMETİN UCUNDAYDIM ANLIYORDUM
    YANİ ARTIK BABAN GECELERİ RAHAT UYACAK DEDİ
    SONRA BAYILDI
    BEN ÖLEYDİM YAVRUM DEDİ BÜYÜK ANNEM, BEN ÖLEYDİM
    ÖLMÜŞ BABAMIN YORGANINA SARILDI
    BABAMIN YÜZÜNÜ ZORLA GÖSTERDİLER
    KOŞTUM SARILDIM BOYNUNA
    BABA UYAN DEDİM
    BABA NE OLUR UYAN
    UYAN BABA BEN SENSİZ NE YAPARIM
    UYANDA GÜLME İSTERSEN BANA
    HEM, KİME SOKULURUM AKŞAM OLUNCA
    BABA UYAN YARIN DOĞUM GÜNÜM BENİM
    BABA, BABA ALTI YAŞIMA GİRİYORUM UYAN
    HİÇBİR ŞEY İSTEMEM SÖZZ
    GÜRÜLTÜ YAPMAM, SENİ HİÇ ÜZMEM 
    SÖZ BABA, BABA SÖZ
    HADİ BİR GÜN DAHA DAYAN 
    BABA AÇ GÖZLERİNİ HADİ UYAN
    UYAN BABA, BABA UYAN
     
    BABAMI DOĞUM GÜNÜMDE TOPRAĞA VERDİK
    DOĞUM GÜNÜMÜ ÖYLE KUTLADI BABAM,
    SİGARASIYLA ÇAKMAĞI HALA BENDE DURUR
    O BENİ BABAMDAN, BABAMI BENDE AYIRAN
    HER DOĞUM GÜNÜMDE BENİ HALA HIÇKIRIKLARA BOĞAN,
    KÜÇÜCÜK DÜNYAMA KIYAMET OLUP YAĞAN
    BABA, BABA NERDESİN
    NERDESİNİZ BABALAR
    BABALAR UYANIN UYANIN BABALAR
    BU SİGARA DUMANINDA YETİM BÜYÜMESİN ARIK
    BAŞKA ŞEHİRLERDE BAŞKA ÇOCUKLAR

     

    Ucuz İnsanlar

    Ucuz İnsanlar


    İnsanlar da parsellenmiş arsalar gibi
    Duygular bölük bölük, his parça parça.
    Bakışları andırır gerçek dost gibi
    Yürekler sönük sönük, sis dalga dalga.

    Şerefin böylesi ucuz gittiği,
    Yüreğin böylesine teslim dediği.
    Kulun kula acz ile ram ettiğini
    Ne yazık ki burada sizinle gördüm.

    Eskiden şeref için ölenler vardı,
    Gurur onur şahsiyetin anlamı vardı.
    Gerçekleri haykırmak yiğit şanıydı,
    Bugün eskiden demek ne kadar acı.

    Birleşmiş üçü beşi birlik olmuşlar,
    Sükut ikrardan diye suskun kalmışlar.
    Cemaziyelevvel malum ya bize
    Ucuz ihanete ortak olmuşlar.

    Benim adım Bedirhan bilenler bilir,
    Benim özüm de bir sözlerim de bir.
    Yalan söylüyorsam söyleyin bir bir,
    Doğru diyorsanız söyleyin hep bir.

    İsim isim yazmak bana yakışmaz,
    Teşhir etmem ise yakışık almaz.
    Dost oldum herdem dost bulamadım,
    Ulan çek git derim size yakışmaz

    Oyun

    Oyun


    Bildik bir oyundu bu oynadığımız,
    Bir daha da oynamak istemiyorum.
    Kazanan ben olsam da her oyun sonu,
    Bin kez ebe sen olsan istemiyorum...

    Bir yanı yitik hep her yanımızın,
    Gözlerimiz bile bak, yalan söylüyor.
    Rengi aynı olsa da her damlamızın
    Kanımda tek kırmızı istemiyorum...

    Miskette senin olsun, toplarda, ip de
    Hem bizim mahalleli değilsin artık.
    Oyuncaklar da sende, git oyna işte,
    Ben seninle oynamak istemiyorum...

    Oyundaki kuralı bilmiyormuşum.
    İlk defa oynamıştım, nerden bileyim?
    Bir daha deneyecek güçüm yok artık,
    Çek git artık buradan istemiyorum...

    Bir gün bizde büyürüz, süt içmeyiz ki
    Bir kere ağzı yanan yoğurdu netsin?
    Sapan taşları bir bir gönlümü deldi,
    Hayata küsmüşüm ben oyunu batsın.

    Artık ben oyunları hiç sevmiyorum,
    Kimseyle de oynamak istemiyorum...

    Kar

    Kar


    Nasıl kar yağdı bugün, gece sabaha karşı,
    Ortalık bembeyazdı, sanki bir gelin gibi.
    Tane tane döküldü, göklerin sevda marşı,
    Günahtan arındırdı, tüm günahkar yüzleri...

    Yüzünde güller açtı kar yağınca herkezin,
    İlk kez böyle günahsız, ilk kez böyle neşeli.
    Çocuklar gibi gülşen, çocuklar gibi şen
    Gökten armağan gibi döküldü her tanesi...

    Sokak lambalarından, süzüldü tane tane
    Usul usul indiler bir birine değmeden.
    Melekler indirirmiş her bir kar tanesi,
    Annem öyle derdi de inanmazdım küçükken.

    Bir iken bin oldular, on binlere karıştı,
    Çoğaldı da yerden bir karış açtı.
    İnsanlar döküldüler yollara birer birer,
    Değen her ayak izi bir günah gibi kaldı...

    Allah kar gibi yağdı kullarının üstüne,
    Temizledi akladı, bembeyaz bir kuş gibi.
    Her birimiz yıkandı, katran katran üstüne,
    Bakamaz olmuştuk biz aynalara gün gibi.

    İnsanlar kötü artık, zaman hiç değişmedi,
    Geçen zaman ne yapsın, biz ettik kendimize.
    Bu karda yağmasaydı halimiz ne olurdu?
    Allah yine acıdı, bak yetişti bizlere...

    Kar da bembeyaz yağar, anamızın sütü de
    Gelinlik de beyazdır, giydiğimiz kefen de,
    Birinde ağlarız biz diğerinde güleriz,
    Beyazdan ak beyazı, buyurun sıyırın işte...

    Gitme

    Gitme


    Gideceğim diyorsun
    Gitme be Ali gitme.
    Bu gidiş bitirir tüketir seni,
    Hırsla kalkan zararla oturur Ali.
    Gel lanet et şeytana gitme,
    Gitme be ali

    Biz sahil kahvelerin
    Romantik havasıyla,
    Otantik havasıyla sevdik.
    Tavşan kanı çayı,
    Titreyen elleriyle sunan
    İhtiyar balıkçının
    Gülümseyen yüzüyle sevdik.

    Sen gideceğim diyorsun,
    Gitme be Ali,
    Hayallerimiz var,
    Geleceğimiz var,
    Dualarımız var.
    O kızı alacağız Ali,
    Hem de istediğin
    Bir “ebruli akşamda”,
    Sarı saçlarına Ankara’yı takıp
    Ver elini İstanbul...

    Yine gideceğiz
    O sahil kahvesine.
    Tavşan kanında çay,
    Yosun tadında köy.
    Çaydanlıkta demimiz muhabbet,
    Şekerimiz sohbetin olacak.
    Sonra ijtiyar balıkçı gelecek,
    Oturtup ihtiyarı, ona çay ikram edeceğiz.
    Ardından uzaklara dalacak gözleri,
    Ve hazin hikayesini anlatacak.
    Kim bilir belki de
    Hikayesi sana benzeyecek,
    Sonu “yanlıştı” diye bilecek...

    Gitme be Ali gitme.
    Bak bana şiir yazdırdın.
    Gel yine hayallere dalalım,
    Düşüp sokaklara, sürüyelim Ankara’yı.
    Tamam mı Ali, tamam mı?
    At şu paltoyu,
    Çaylar iki oldu Kerim!
    Çaylar iki oldu.
    Çankaya 1996

    Eylül

    Eylül


    Memleket havalarından bir haber ver,
    Eylül yağmuru nasıl düşer toprağa?
    Kemah’ın kapalı dar yollarında
    Hangi kuş hatıra çizdi dal uçlarına?

    Yanıp sönen mavi ışıklarla kaybolan Yusuf
    Geri döndü mü yurduna?
    Ya Viranşehirli Yakup, Çaykaralı Musa?
    Onlarda döndü mü yurduna? ...

    Hani sen;
    Aşkı bir üveyikten satın almıştın Sadri.
    Ne oldu ona?
    Bıçak kesmez oldu ağzını...
    Susar oldun, yazmaz oldun daha...
    Oysa yüreğimizi koymuştuk ortaya.
    Hani, taşırdı be usta!

    Bak yine bir Eylül havası var Sadri,
    İkibin’e doğru 97 Mart’ında.
    O gün doğan İsmail bugün delikanlı çağında
    İlkbaharda sonbahar, bu nedir usta?

    Maltepe cigarasının adı mı var bugün?
    Üç bardak çayın hatırımı kaldı?
    Tornacının yanında çıraktı dayın,
    O günlerden yüzünde eser mi kaldı?
    Gel yine bir gurbet türküsü uçuralım.
    Munzur’dan İstanbul’a
    Fırat’ın suyundan bulgur aşına
    Serin göze başından Eylül ayına.
    Üç gurbet türküsü tutturalım
    Dostluk adına...

    Bilirsin sende de bende de
    Eylül’ün acı bir tadı vardı.
    Şiire Eylül dediysek
    Elbet;
    Bir maksadı vardı.
    Elbet

    Eski Bir Sancı

    Eski Bir Sancı


    Eski bir sevdayı anlatır,
    Çalan her şarkı.
    Her nağmede gizlidir,
    Eski bir sancı.
    Bazen hüzzamdır sessiz,
    Hüzünlüdür eskiden.
    Bazen sabadır sensiz,
    Mistik ve de derinden.

    Sen ki hasret yüklü gemide,
    Yanımdayken özlemim.
    Sen ki özlem yüklü sevdada,
    Yurt yurt gezindiğimsin.
    Ne sen bil bunu,
    Nede ben söyleyeyim.
    Aşık maşuktan ayrı,
    Acı çeker bilirim...

    Dohtor Bey

    Dohtor Bey


    Verdigin perhize budur gayratım,
    Bundan başka uyamayong dohtor bey,
    Üç sepet yımırta sabah kahvaltım,
    Teker teker sayamayong dohtor bey!

    İki leğen pilav bir yayıg ayran,
    İster yağlı olsun ister yavan,
    Yanına keseyong beş kilo sovan,
    Yeyong yeyong doyamayong dohtor bey!

    Üç tencere bamya yirim bişince,
    Yirmi tas su içip biraz koşunca,
    Her yanı sökülür garnım şişince,
    Sağlam göynek geyemeyong dohtor bey!

    Sinciye acımdan çogtan ölürdüm,
    Sağolsun gomşular ediyo yardım,
    Bi guzudan fazla yimem söz virdim,
    Ayıp olur cayamayong dohtor bey!

    Bazı az geliyo beş kasa hurma,
    Yedi lahanadan yapıyoz sarma,
    Onuda mı yeding deye hiç sorma,
    Utaneyong deyemeyong dohtor bey!

    Günde iki çuval unum gideyo,
    Avradım her sabah ekmek edeyo,
    Bir gazan fasille gönül ye deyo,
    Artırmaya gıyamayong dohtor bey!

    Senede gırk dönüm bostan ekering,
    Benden başka kimse yimesing dirim,
    Gavını, garpızı gabıglı yirim,
    Acelemdeng soyameyong dohtor bey!

    Bilmem gara Memmed nereye gider,
    Buyumuş gısmatım, buyumuş gader,
    Bi günde yediğim işte bu gadar,
    Daha fazla yeyemeyong dohtor bey!

    Dilin Yalan Söylüyor

    Dilin Yalan Söylüyor


    Tohumdun yüreğimde fidan oldun büyüdün,
    Ağaç idin bağımda, çınar oldun yürüdün.

    Nasıl söküldün öyle, çatır çatır içimden,
    Köklerin yüreğimde kan revan oldu birden.

    Çalı çırpı bıraktın giderken yüreğimde,
    Hepsi bir kıymık gibi beynimin her yerinde.

    Dilin ne derse desin, gözün öyle demiyor,
    Seni sevmedim derken, dilin yalan söylüyor.

    Burası Ulus parkı, karşımız Anadolu,
    Gönlümün öbür yanı ondan böyle sır dolu.

    Yalnızım bu şehirde, hem de yapayanlızım,
    Boğuluyorum gitme, şair olur bir yanım.

    Yok böyle demiştim ben, yanlış anladım hemen,
    Bunun hepsi hikaye, baştan komiğiz zaten.

    Kendimizi kandırdık, kargalar güler buna,
    Birde ciddiye aldık, karganın papuç damda.

    Bu koca alemde biz, varla yok arasıyız,
    Olmasak da olurdu, varsak yaşamalıyız.

    Olmayacak duaya amin demeyelim biz,
    Herkes kendi yoluna biz hep böyle gideriz...

    Anam Gelir

    Anam Gelir


    Sakalıma kır düştü,
    Söylemeyin anama.
    Üzülürde ağlar,
    Ağlar sonra, bilirim.

    Hepsi hepsi üç tane
    Üç tel ne ki sakalda
    Üzüldüğüne değmez,
    Değmez sonra bilirim.
    Gözlerime bir baksın,
    Bir baksın anam şöyle.
    Derdi gözümden okur,
    Okur sonra bilirim

    Yine İstanbul anlatırım,
    Anlatırım neşeyle.
    Neşemde hüzün bulur,
    Bulur sonra, bilirim.

    Ana bir şey yok derim,
    Sen dua et gizlice.
    Anam hep dua eder,
    Eder sonra bilirim.

    Ölüm haberim gelir
    Bir gün bir gazetede.
    Peşimden anam gelir,
    Hemen gelir, bilirim.

    Ankara

    Ankara


    Hey gidi Ankara hey
    Beni de benzettin ya kendine
    Astın suratımı, resmileştirdin beni
    Hey gidi Ankara hey
    Beni de benzettin ya kendine
    Yüzümde bürokrat gülümsemesi
    İçimde politik çıkmazlar
    Kaçıncı aşktı tattığım akşamlarında
    Kızılay'da yürüyemeden el ele ayrıldığım
    Bir gecelik duygu esnemesinde
    Yalnızlığımla kendimi evime attığım
    Tutamadığım mevsimlerini doya doya
    Kaybettiğim kendimi herhangi bir sokağın
    Herhangi bir ayrımında...
    Geçerken ömrüm giriş katlarında, üşüdüm titredim.
    Otuz yaşıma girerken bir yaz akşamında,
    Bekar evlerinin soluk aydınlığında kötü alışkanlıklar edindim.
    Hiçbir kıza yalan söylemedim Ankara.
    Ama bir ebruli akşamda, ezan seslerine karıştı çığlığım.
    Oyalıyormuşum kendimi geçici heveslerde.
    Kar çiçekleri açıverdi yüreğimde,
    Sen aşk de buna, ben çıkmaz sokak Ankara.
    Delik olan cebime koyacaktım tüm hüzünlerimi
    Yine şiirler çalıp şairlerin soluk nefesli kitaplarından,
    Şarkılar şarkılar düzecektim ona ve Ankara,
    Çelik renkli gecelerine dağıttığım yıldızlardan,
    Taç yapacaktım sarı saçlarına.
    Gözlerindeki yeşilden sürecektim antik yalnızlığına.
    İkimizin de paylaşacağı birisi olacaktı hayatımda.
    Anlarsın ya sen Ankara, ben ve o.
    Üç kişilik bir dünya kuracaktık,
    Gözyaşlarının kahkahaya karıştığı şu dünyada.
    Duygu sevinecekti,
    Telefon edip Zeynep'e evleniyormuş diyecekti.
    Frekansını yakalamışken tam da mutluluğunun,
    Çankaya'dan bir rüzgar esti.
    Kıskandın ya bizi helal olsun sana
    Şu ölümlü dünyada kendin gibi bir dünya görmeden,
    Boğacaksın öylemi, kalabalık kaldırımlarında beni.
    Hüzne doyacağım öylemi, senin gibi gecekondularında.
    Benim gibi bir bozkır çocuğu,
    Meram akşamlarında çiçeklerin nasıl olgunlaştığını bilirim ben.
    Çözmüşken şifresini tam da hayatın
    korkma Ankara korkma
    Yazılmamış bir şiirin okundukça çoğalan ilk kelimesinde,
    Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yöne,
    Mutlaka buluşacak vuslat denizinde.
    Ankara korkma okuduğu duaları anamın ikimizi de kurtaracak.
    hiç ummadığın bir günde, şöyle güneş burcundayken sevinçlerin
    sen bana alışacaksın ben de sana Ankara

    August 26

    Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece

    Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece


    Sen benim gözümde bir hiçsin artık,
    Nefretim aşkımı aştı bu gece
    Bugün ki sözlerin söz müydü artık
    Son sözün sabrımı aştı bu gece

    Kolayca bitsin bu diyemedin de
    Salladın savurdun basiretsizce
    Hiç mi ders almadın onca gezdik de
    Yağmurun rahmeti aştı bu gece

    Yürümeyen neydi,ilişkimiz mi?
    Günüm bomboş deyişimiz mi?
    Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi?
    Yalanın doğrunu aştı bu gece

    Evlenmek hayali kapımda idi
    Giriş kat evimin boyası yeni
    Mobilyan,takımın, alınmış idi
    Vuslatım tadını aştı bu gece

    Yemedim yedirdim ne avrsa sana
    Üç kuruşum olsa verirdim daha
    Memurdum yoksuldum hatırlasana
    Hafızam haddini aştı bu gece

    Ayakların donmuş,üşümüştün de
    Gece yatamamış üzülmüştüm de
    Bir ay oruç tutup yememiştim de
    O çizmen boyunu aştı bu gece

    Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
    Allahtan beklenir kul bilmese de
    Kızgınlığım buna, sebep ise de
    Sabrım miadını aştı bu geceü

    Onca gez toz benle,seviyorum de
    Sonra git nişanlan bir de ona de
    Şerefsizlik değil, nedir bu söyle
    Küfrüm edebimi aştı bu gece

    Sana son bir sözüm, nasihatim var
    Aldığım ahlakla bir terbiyem var
    Senin doğ'ran ana deyip geçmek var
    Saygım adabımı tuttu bu gece
    Gönlümün romanı bitti bu gece
    Hangisine yansam şimdi gün gece
    Ömrümden beş yıl gitti bu gece

    Yarım Şiir

    Yarım Şiir


    Sana yazdığım şiir yarım kalacak
    Boynu bükük kalacak tüm sözcüklerim.
    Sana olan sevgimi kalem duyacak,
    Kağıt da bilmeyecek canım sevdiğim..

    Türkü Gözlüm

    Türkü Gözlüm


    Kar yağıyor türkü gözlüm
    Kar yağıyor buralara.
    Uzun hava ağıt gibi,
    Dökülüyor bulvarlara.
    Sen de gittin buralardan,
    Böyle bir karlı havada.
    Okul bittikten sonra 95'in yılbaşında,
    Gelmiş özlemiştin beni,
    Sarılmıştın hıçkırıkla,
    Kar yağarken dilek tutmuş,
    Kar yemiştin avucumda.
    Nasıl gittin türkü gözlüm,
    Mahzun kaldım buralarda.
    Gülüşlerimiz geliyor,
    Ağlıyorum buralarda.

    Sen bir öğretmensin şimdi,
    657 devlet memuru.
    Kıt kanaat geçinirsin,
    Seni beklediğim gibi,
    Beklersin ay sonunu.

    Belki de evlisin şimdi,
    Bunca yıl geçti aradan.
    Sen beni unuttun belli,
    Türkü gözlüm çık hatrımdan.

    Oralara da kar yağar mı,
    Güneş çıkar mı ardından?
    Saçaklardan su damlar mı,
    Su girer mi papucundan?

    Yokluk kötü türkü gözlüm,
    Yokluğun çıkmaz aklımdan.
    Varlık güzel türkü gözlüm,
    Varlığın yitti yanımdan.

    Okulun bittiği yıl tayinin çıktı doğuya.
    Belki yazarsın diye,
    Bir kalem almıştım sana.
    O kalemle mektup yazmış
    O kalemle ağlamıştın
    Ama o son mektubunda
    Sen ne kadar değişmiştin
    Sözlerinde değişmişti
    Değiştiğin belliydi ki
    Kaleminde değişmişti.

    Ah benim türkü gözlüm
    Ne oldu birden sana ?
    And içmiştik gündüz gece
    And içmiştik kopmamaya.
    Hacı Bayram'da dua ettik
    Ayırmasın Allah diye...
    Bir fakire para verdik,
    Belki dua eder diye...

    Fakir mi dua etmedi,
    Sen mi yalancı çıktın
    O fakiri göremedim,
    Gelmedi namaz vakti.
    Çok oturdum musallada,
    Her tabutta kendim vardım,
    Dua ettim ardım sıra...

    Şimdi en arabesk duygularla
    Dudağımda o türkü,
    Yürüyorum bulvarlarda...
    Ellerim üşürken hep
    Ellerin gelir aklıma.
    Yüreğim ağlıyor şimdi,
    Yanıyorum buralarda...
    Kar yağarken hazin hazin,
    Ölüyorum türkü gözlüm,
    Ölüyorum buralarda..

    Rahmet

    Rahmet


    Gökte rahmet olsan umrumda değilsin
    Senin yağmurunda ıslanmıyor bedenim
    Kızgınlığım sana değil kendime benim
    Senin mevsiminde açmıyor çiçeklerim.

    GİT

    GİT
    Ayrılığın nağmesi bu duyduğumuz,
    Bakışların gönlümü caydırmadan git.
    Ne bir hatıran kalsın ne de bir umut,
    Duruşların gönlümü yandırmadan git.

    Bütün resimlerini sök at duvardan,
    Sana ait ne varsa çıkart odamdan.
    Kitabın arasında şöyle canından,
    Bir gül bırakmıştın ya soldurmadan git.

    Hani bir şarkı vardı mazide kalan,
    Öyle içten acıklı,öylesi nalan.
    Göğsüme yaslanıp da sevince boğan,
    Yeşermiş tüm aşkları kurutmadan git.

    Nasıl güzeldi herşey hatırlasana,
    Nasıl gülüşürdük biz dert ortasında.
    Ekmek paramız yokmuş ne gam,ne tasa,
    Güzel hatıraları zehretmeden git.

    Hani mevsimlerden,hep biri bahardı,
    Hani gökten her cemre bize yağardı,
    Hani kış ortasında mevsim bahardı,
    Şu inanmış gönlümü,kandırmadan git.
    Allah aşkına bırak,öldürmeden git..

    Gamzelerim

    Gamzelerim

    Ben hüzünlerle sevdim şiirleri
    Ben hüzünlerle büyüttüm kendimi
    Küçükken gamzelerim vardı benim
    Büyüdükçe hüzne sattım hepsini.

    Ayasofya Garipti

    Ayasofya Garipti


    Dolaştım İstanbul'u sabaha karşı
    Aşiyan,Eyüp Sultan,Kapalıçarşı
    İçimdeki hüzünle durdum önünde,
    Ayasofya garipti,ben ağlamaklı.

    Şimdi Eyüp'teyim ben,sabah namazı
    Hiçbir yerde bulamam burdaki hazzı.
    İndim Sultan Ahmet'e bir hüzün sardı,
    Ayasofya garipti,ben ağlamaklı.

    Gzölerim kan çanağı,çıktım dışarı,
    Caminin tam önünde simitçi hacı.
    Kan kırmızı o çayda yine o vardı,
    Ayasofya garipti,ben ağlamaklı..